Alsancak, İzmir FEBO ve FICO uluslararası oftalmoloji yeterlilikleri +90 547 917 11 37
Göz Kapağı

Göz Kapağı Hastalıkları ve Tedavileri

Göz kapağı hastalıkları; iltihaplanma, arpacık, şalazyon, kapak düşüklüğü, içe veya dışa dönme ve kapak kitleleri gibi sorunları kapsar. Tedavi, hastalığın nedenine, göz yüzeyindeki etkisine ve muayene bulgularına göre planlanır.

9 dk okuma
Göz Kapağı Hastalıkları ve Tedavileri

Göz kapağı hastalıkları; iltihaplanma, arpacık, şalazyon, kapak düşüklüğü, içe veya dışa dönme ve kapak kitleleri gibi sorunları kapsar. Tedavi, hastalığın nedenine, göz yüzeyindeki etkisine ve muayene bulgularına göre planlanır.

Göz kapağı hastalıkları, kapakların yapısını, hareketini ve göz yüzeyini koruma işlevini etkileyen farklı sağlık sorunlarından oluşur. Enfeksiyonlar, iltihaplanmalar, bez tıkanıklıkları, yapısal bozukluklar ve kapak kitleleri bu grupta değerlendirilir. Göz kapakları, göz yüzeyinin nemli kalmasını ve dış etkenlerden korunmasını sağlar. Bu nedenle kapaklarda gelişen sorunlar yalnızca görünümü değil, görme konforunu ve göz sağlığını da etkileyebilir. Batma, sulanma, kızarıklık, şişlik veya kapak şeklinde değişiklik sık karşılaşılan belirtilerdir. Tedavi, hastalığın nedenine ve göz yüzeyinde oluşturduğu etkiye göre belirlenir.

Göz Kapağının Yapısı ve İşlevi

Göz kapağı; deri, kas, destek dokuları ve gözün iç yüzeyini örten konjonktivadan oluşan çok katmanlı bir yapıdır. Ön bölümde cilt ve gözün kapanmasını sağlayan kas bulunur. Arka bölümde ise kapağa şeklini veren tars dokusu ve göz yüzeyiyle temas eden konjonktiva yer alır. Kapak içinde bulunan yağ bezleri, gözyaşı tabakasının dengeli kalmasına katkı sağlar. Üst kapağın açılması, kapağı yukarı kaldıran kasların düzenli çalışmasına bağlıdır. Bu dokulardan herhangi birinde ortaya çıkan bozukluk, kapağın konumunu veya göz yüzeyini koruma işlevini etkileyebilir.

Göz kapağının temel yapısal bileşenleri şunlardır:

  • Kapak cildi.
  • Göz çevresindeki kapatıcı kaslar.
  • Tars adı verilen destek dokusu.
  • Konjonktiva tabakası.
  • Kapağı kaldıran kaslar.
  • Yağ bezleri ve destekleyici yağ dokuları.

Blefarit Nedir?

Blefarit, göz kapağı kenarlarında ve kirpik diplerinde gelişen iltihaplanmadır. Bakteri birikimi, yağ bezlerinin işlev bozukluğu, seboreik dermatit ve bazı cilt hastalıkları bu tabloya katkıda bulunabilir. Hastalarda kirpik diplerinde kabuklanma, gözde yanma, kaşıntı ve kızarıklık görülebilir. Özellikle sabah saatlerinde çapaklanma ve kapakların birbirine yapışması gibi şikayetler ortaya çıkabilir. Blefarit bazı kişilerde uzun süre devam eder ve belirli dönemlerde yeniden alevlenebilir. Gözyaşı tabakasını etkileyerek göz kuruluğuna ve batma hissine de neden olabilir.

Tedavinin temelinde göz kapağı temizliğinin düzenli şekilde yapılması bulunur. Uygun hastalarda ılık kompres, kapak kenarındaki birikimlerin temizlenmesine yardımcı olabilir. Göz yüzeyinde kuruluk varsa suni gözyaşı damlaları kullanılabilir. Bakteriyel enfeksiyon veya belirgin iltihap saptandığında gerekli görülen damla ve pomatlar tedaviye eklenebilir. Bazı uzun süreli olgularda ağızdan ilaç kullanımı da değerlendirilebilir. Tedavi yaklaşımı, blefaritin nedenine ve hastanın göz yüzeyindeki bulgulara göre belirlenir.

Arpacık ve Şalazyon Arasındaki Fark

Arpacık ve şalazyon, göz kapağında şişliğe neden olan ancakğe neden olan ancak gelişim mekanizmaları farklı olan iki durumdur. Arpacık genellikle kapak bezlerinde veya kirpik köklerinde gelişen enfeksiyona bağlı olarak ortaya çıkar. Şişlik çoğunlukla ağrılıdır ve çevresinde kızarıklık ile hassasiyet bulunabilir. Şalazyon ise kapak içindeki yağ bezlerinin tıkanması sonucu gelişen, daha uzun süre devam edebilen bir şişliktir. Genellikle ağrısızdır, ancak erken dönemde hassasiyet görülebilir. Büyük şalazyonlar göz yüzeyine baskı yaparak geçici görme bulanıklığına yol açabilir.

Tedavide ılık kompres ve kapak bakımından yararlanılabilir. Enfeksiyon bulguları varsa uygun ilaç tedavisi planlanabilir. Şişliğin sıkılması veya evde müdahale edilmesi, enfeksiyonun yayılmasına ve çevre dokuların zarar görmesine neden olabilir. Uzun süre geçmeyen şalazyonlarda ilaç enjeksiyonu veya cerrahi boşaltma gibi yöntemler değerlendirilebilir. Aynı bölgede tekrar eden ya da alışılmış tedavilere yanıt vermeyen kitlelerde farklı hastalıkların dışlanması gerekebilir. Özellikle ileri yaşta tekrarlayan kapak şişlikleri, gerekli görülürse patolojik inceleme açısından değerlendirilir.

Göz Kapağı Düşüklüğü Nedir?

Göz kapağı düşüklüğü, üst göz kapağının normal konumundan aşağıda bulunmasıdır. Tıpta ptozis olarak adlandırılan bu durum, tek gözde veya her iki gözde ortaya çıkabilir. Kapak düşüklüğü hafif olduğunda daha çok görünümde değişiklik oluşturabilir. Daha belirgin durumlarda ise göz bebeğinin önünü kapatarak üst görme alanını daraltabilir. Hastalar daha rahat görebilmek için kaşlarını kaldırabilir veya başlarını geriye doğru eğebilir. Bu durum zamanla alın bölgesinde gerginliğe, baş ağrısına ve boyun rahatsızlığına yol açabilir.

Ptozis doğuştan görülebileceği gibi ilerleyen yaşlarda da gelişebilir. Yaşa bağlı olgularda kapağı kaldıran kasın bağlantı dokusunda gevşeme veya ayrılma bulunabilir. Kontakt lens kullanımı, geçirilmiş ameliyatlar, travmalar ve bazı kas ya da sinir hastalıkları da kapak düşüklüğüne neden olabilir. Muayene sırasında kapağın göz bebeğine göre konumu ve kapağı kaldıran kasın gücü ölçülür. Çocuklarda belirgin kapak düşüklüğü, görme gelişimini etkileyebileceği için ayrıca değerlendirilmelidir. Aniden ortaya çıkan ve çift görme, göz bebeğinde farklılık veya başka nörolojik belirtilerle birlikte görülen kapak düşüklüğü ise gecikmeden incelenmelidir.

Kapak düşüklüğünde görülebilen belirtiler şunlardır:

  • Üst görme alanında daralma.
  • Kaşları sürekli yukarı kaldırma ihtiyacı.
  • Başın geriye doğru eğilmesi.
  • Alın bölgesinde gerginlik.
  • Baş veya boyun ağrısı.
  • Gözler arasında kapak seviyesi farkı.

Kapak Düşüklüğü Nasıl Tedavi Edilir?

Kapak düşüklüğünün tedavisi, kapağın ne kadar düşük olduğuna ve kaldırıcı kasın işlevine göre planlanır. Kas yeterli güce sahipse bağlantı dokusunun onarılması veya kasın uygun konuma getirilmesi tercih edilebilir. Bu işlem sırasında kapağın yüksekliği ve göz yüzeyiyle ilişkisi değerlendirilir. Bazı hafif olgularda kapağın iç yüzeyinden yapılan cerrahi yöntemler uygun olabilir. Kaldırıcı kasın belirgin şekilde zayıf olduğu hastalarda ise farklı bir yaklaşım gerekebilir. Özellikle bazı doğuştan olgularda kapak, alın kasından destek alacak şekilde askı yöntemiyle düzenlenebilir.

Ameliyatın lokal anesteziyle mi yoksa genel anesteziyle mi yapılacağı hastanın yaşına ve tıbbi durumuna göre belirlenir. Yetişkin hastalarda uygun koşullarda lokal anestezi tercih edilebilir. Çocuklarda veya işlemin kapsamının daha geniş olduğu durumlarda genel anestezi gerekebilir. Cerrahi planlama sırasında kapağın yalnızca açılması değil, gözün rahat kapanabilmesi de dikkate alınır. Aşırı düzeltme yapılması göz yüzeyinin açıkta kalmasına ve kuruluğa yol açabilir. Bu nedenle uygulanacak yöntem, kapak hareketleri ve göz yüzeyinin durumu birlikte değerlendirilerek seçilir.

Ektropion Nedir?

Ektropion, göz kapağının göz yüzeyinden uzaklaşarak dışa doğru dönmesidir. En sık alt göz kapağında görülür ve yaşa bağlı doku gevşemesiyle ilişkili olabilir. Kapak dışa döndüğünde iç yüzeydeki konjonktiva havayla daha fazla temas eder. Bu durum kızarıklık, kuruluk, tahriş ve gözde rahatsızlık hissine neden olabilir. Gözyaşının buruna doğru taşınmasını sağlayan küçük kanal ağzı da kapakla birlikte dışa dönebilir. Böylece gözyaşı normal şekilde boşalamaz ve yanaktan aşağı sulanma ortaya çıkabilir.

Ektropion yalnızca yaşa bağlı gevşeme nedeniyle gelişmez. Yüz felci, geçirilmiş ameliyatlar, travmalar, yanıklar ve kapak çevresindeki nedbe dokusu da kapağın dışa dönmesine yol açabilir. Geçici rahatlama sağlamak için suni gözyaşı damlaları veya göz yüzeyini koruyan pomatlar kullanılabilir. Kalıcı yapısal bozukluklarda kapağın destek dokularının sıkılaştırılması gerekebilir. Nedbe dokusuna bağlı olgularda kapağı dışa çeken alanın serbestleştirilmesi veya cilt grefti uygulanması değerlendirilebilir. Tedavi seçimi, ektropionun nedenine ve göz yüzeyindeki etkilenmenin derecesine göre yapılır.

Ektropiona neden olabilen durumlar şunlardır:

  • Yaşa bağlı kapak gevşekliği.
  • Yüz felci.
  • Geçirilmiş göz kapağı ameliyatları.
  • Travma ve yanıklar.
  • Kapak çevresindeki nedbe dokusu.
  • Bazı yapısal kapak bozuklukları.

Entropion Nedir?

Entropion, göz kapağı kenarının içe doğru dönmesi ve kirpiklerin göz yüzeyine temas etmesiyle ortaya çıkar. Çoğunlukla alt göz kapağında görülür ve yaşla birlikte kapak destek dokularının gevşemesine bağlı gelişebilir. Kirpikler korneaya sürtündüğünde batma, sulanma, kızarıklık ve ışığa hassasiyet oluşabilir. Sürtünme devam ederse kornea yüzeyinde çizikler veya daha ciddi doku hasarları gelişebilir. Bazı hastalarda kapak yalnızca göz sıkıldığında içe dönerken, bazılarında bu durum sürekli hale gelebilir. Göz yüzeyinde ağrı veya görme bulanıklığı ortaya çıktığında değerlendirme geciktirilmemelidir.

Ameliyatsız destek tedavileri arasında suni gözyaşı kullanımı ve uygun hastalarda kapak bantlaması yer alabilir. Bazı durumlarda geçici dışa çevirici dikişler veya koruyucu kontakt lensler değerlendirilebilir. Ancak kapağın yapısal bozukluğu devam ediyorsa cerrahi düzeltme gerekebilir. Ameliyatta gevşeyen kapak dokuları sıkılaştırılabilir ve alt kapağın hareketini sağlayan kaslar yeniden düzenlenebilir. Nedbe dokusuna bağlı olgularda daha farklı cerrahi yöntemlere ihtiyaç duyulabilir. Uygulanacak yaklaşım, kapağın içe dönme nedenine ve korneadaki etkilenmeye göre belirlenir.

Entropionda görülebilen yakınmalar şunlardır:

  • Gözde batma ve yabancı cisim hissi.
  • Sürekli sulanma.
  • Işığa karşı hassasiyet.
  • Göz yüzeyinde kızarıklık.
  • Göz kırparken rahatsızlık.
  • Görmede bulanıklaşma.

Göz Kapağındaki Kitleler

Göz kapağı tümörleri, iyi huylu veya kötü huylu olabilen farklı doku değişikliklerini kapsar. Kapakta yeni ortaya çıkan, büyüyen ya da uzun süre geçmeyen lezyonların değerlendirilmesi önemlidir. Her kapak şişliği kötü huylu değildir ve bazı kitleler kist, arpacık veya şalazyon gibi daha sık görülen nedenlerle oluşabilir. Ancak kendiliğinden kanayan, kabuklanan veya iyileşmeyen alanlar daha ayrıntılı inceleme gerektirebilir. Kirpiklerin belirli bir bölgede dökülmesi ve kapak kenarının şeklinin bozulması da dikkat edilmesi gereken bulgulardır. Kesin değerlendirme, lezyonun muayene edilmesi ve gerekli görüldüğünde doku örneğinin incelenmesiyle yapılır.

Göz kapağında görülen kötü huylu lezyonlardan biri bazal hücreli karsinomdur. Bu tümör genellikle yavaş büyür, ancak bulunduğu bölgede çevre dokulara ilerleyebilir. Skuamöz hücreli karsinom ise bazı durumlarda daha hızlı gelişebilir ve çevre dokular ile lenf bezleri açısından değerlendirme gerektirebilir. Sebase karsinom, kapaktaki yağ bezlerinden kaynaklanabilir ve bazen tekrarlayan şalazyonla karışabilir. Bu nedenle aynı bölgede devam eden veya sık tekrarlayan şişliklerin yalnızca basit bir kapak enfeksiyonu olarak değerlendirilmemesi gerekir. Hangi incelemelerin yapılacağı, kitlenin görünümüne, yerleşimine ve hastanın öyküsüne göre belirlenir.

Daha ayrıntılı değerlendirme gerektirebilen belirtiler şunlardır:

  • Hızlı büyüyen kapak kitlesi.
  • İyileşmeyen yara veya kabuklanma.
  • Kendiliğinden gelişen kanama.
  • Belirli bir alanda kirpik dökülmesi.
  • Kapak kenarında şekil değişikliği.
  • Aynı bölgede tekrarlayan şişlik.

Kapak Tümörleri Nasıl Tedavi Edilir?

Göz kapağındaki bir kitlenin tedavisi, lezyonun türüne ve bulunduğu bölgeye göre planlanır. Şüpheli oluşumlarda öncelikle biyopsi veya cerrahi çıkarma sonrasında patolojik inceleme gerekebilir. Kötü huylu olduğu saptanan lezyonlarda amaç, tümörlü dokunun uygun cerrahi sınırlarla temizlenmesidir. Bazı hastalarda ameliyat sırasında cerrahi sınırların patolojik olarak değerlendirilmesi tercih edilebilir. Ancak her olguda aynı yöntem uygulanmaz ve planlama tümörün özelliklerine göre değişir. Cerrahi sonrasında göz kapağının kapanma işlevinin ve göz yüzeyini koruma özelliğinin sürdürülmesi de önem taşır.

Tümör çıkarıldıktan sonra oluşan doku açıklığının nasıl kapatılacağı, kaybın büyüklüğüne göre belirlenir. Küçük alanlarda kapak dokusunun doğrudan birleştirilmesi mümkün olabilir. Daha geniş doku kayıplarında çevredeki cilt ve kapak dokularından yararlanılabilir. Gerekli durumlarda cilt grefti, mukoza grefti veya farklı destek dokuları kullanılabilir. Onarımın amacı, kapağın işlevini yeniden sağlamak ve göz yüzeyini açıkta bırakmamaktır. Tedavi sonrası takip süresi, patoloji sonucuna ve tümörün özelliklerine göre değişir.

Kapak onarımında kullanılabilecek yöntemler şunlardır:

  • Çevre dokuların kaydırılması.
  • Kapak dokusuyla yapılan onarımlar.
  • Cilt grefti uygulanması.
  • Mukoza grefti kullanılması.
  • Destek dokularının yeniden oluşturulması.

Dermatoşalazis ve Kapak Sarkması

Dermatoşalazis, göz kapağı derisinin gevşemesi ve zamanla fazlalaşmasıdır. Genellikle üst göz kapağında görülür, ancak alt kapakta da cilt gevşekliği ve torbalanma ortaya çıkabilir. Üst kapaktaki fazla deri belirginleştiğinde kirpiklerin üzerine doğru inebilir. Bu durum bazı kişilerde görme alanında daralmaya ve göz çevresinde ağırlık hissine neden olabilir. Dermatoşalazis, kapağın kendisinin aşağıda bulunduğu ptozis ile aynı durum değildir. Bununla birlikte her iki sorun bazı hastalarda birlikte görülebilir.

Muayene sırasında fazla cilt miktarı, kapak seviyesi ve kaşların konumu birlikte değerlendirilir. Gerekli görülen durumlarda blefaroplasti adı verilen cerrahi işlemle fazla cilt ve uygun görülen dokular düzenlenebilir. Alt göz kapağında torbalanma varsa yağ dokusunun alınması veya yeniden konumlandırılması hastanın anatomisine göre planlanır. Her hastada aynı miktarda doku çıkarılması veya aynı cerrahi tekniğin uygulanması uygun değildir. Kapağın kapanma işlevinin korunması, cerrahi planlamanın önemli bir parçasıdır. İşlemin kapsamı, görme alanındaki etkilenme ve göz kapağının yapısal özellikleri dikkate alınarak belirlenir.

Dermatoşalaziste değerlendirilen başlıca durumlar şunlardır:

  • Üst göz kapağında cilt fazlalığı.
  • Kirpiklerin üzerine inen kapak derisi.
  • Görme alanında daralma.
  • Alt göz kapağında torbalanma.
  • Kapak çevresinde doku gevşekliği.
  • Eşlik eden kaş düşüklüğü veya ptozis.

Göz Kapağı Ameliyatı Sonrası

Göz kapağı ameliyatlarından sonra şişlik, morluk ve hafif hassasiyet görülebilir. Bu belirtilerin süresi, yapılan işlemin kapsamına ve kişinin iyileşme özelliklerine göre değişir. İlk günlerde önerilen şekilde soğuk uygulama yapılması, şişliğin kontrol edilmesine yardımcı olabilir. Uyurken başın bir miktar yukarıda tutulması da bazı hastalarda rahatlama sağlayabilir. Kullanılması önerilen göz damlaları veya pomatlar, belirtilen süre boyunca düzenli uygulanmalıdır. Ameliyat bölgesinin ovuşturulmaması ve doğrudan baskıdan korunması önemlidir.

Kan sulandırıcı ilaçlar, aspirin veya düzenli kullanılan diğer tedaviler kişinin kendi kararıyla bırakılmamalıdır. Ameliyat öncesinde ve sonrasında bu ilaçlarla ilgili düzenlemeler, ilacı takip eden hekimle birlikte planlanmalıdır. Dikişlerin alınma zamanı ve kontrol aralıkları, uygulanan cerrahi yönteme göre farklılık gösterebilir. Güneşten korunma ve günlük aktivitelere dönüş konusunda verilen önerilere uyulmalıdır. Şiddetli ağrı, ani görme azalması, hızla artan şişlik veya belirgin kanama gelişmesi durumunda gecikmeden değerlendirme yapılması gerekir. Muayene randevusu oluşturmak için internet sitemdeki iletişim bilgilerinden bana ulaşabilirsiniz.

İLK ADIMI BİRLİKTE PLANLAYALIM

Sorularınız varsa,
konuşmaya başlayalım.

Muayene ve randevu planlaması için size uygun kanaldan bize ulaşın.

VİDEOLARLA GÖZ SAĞLIĞI

Hekiminizden dinleyin.

Göz sağlığı, muayene süreçleri ve sık sorulan konular hakkında videolar.

Tüm videolar
Lazer göz

Göz lazer yöntemleri nasıl değerlendirilir?

Doç. Dr. Berkay Akmaz
Göz yüzeyi

Göz kuruluğu hakkında doğru bilinen yanlışlar

Doç. Dr. Berkay Akmaz
Görme kusurları

Miyopi ve uzağı görememe nasıl değerlendirilir?

Doç. Dr. Berkay Akmaz
Göz sağlığı

Göz tembelliği neden değerlendirilmelidir?

Doç. Dr. Berkay Akmaz
Retina

Gözde uçuşan cisimler ne zaman incelenir?

Doç. Dr. Berkay Akmaz
Lens seçenekleri

Göz içi mercek uygunluğu nasıl belirlenir?

Doç. Dr. Berkay Akmaz
Göz kapağı

Göz kapağı çevresindeki şikayetler nasıl ele alınır?

Doç. Dr. Berkay Akmaz