Alsancak, İzmir FEBO ve FICO uluslararası oftalmoloji yeterlilikleri +90 547 917 11 37
Göz Sağlığı

Göz Tansiyonu Kaç Olmalıdır?

Göz tansiyonu, normalde 10 ile 21 mmHg arasında olmalıdır. Bu değerlerin üzerine çıkılması, glokom riskini artırabilir. Göz içi basıncı, tonometre adı verilen cihazla ölçülür ve düzenli takip edilmesi…

3 dk okuma
Göz Tansiyonu Kaç Olmalıdır?

Göz tansiyonu, normalde 10 ile 21 mmHg arasında olmalıdır. Bu değerlerin üzerine çıkılması, glokom riskini artırabilir. Göz içi basıncı, tonometre adı verilen cihazla ölçülür ve düzenli takip edilmesi, erken teşhis açısından kritik öneme sahiptir.

Yaşa ve bireysel sağlık durumuna bağlı olarak göz tansiyonu değerleri değişkenlik gösterebilir. Özellikle ailesinde glokom öyküsü olan bireylerde 18 mmHg üzerindeki değerler dikkatle izlenmeli ve göz doktoru kontrolü ihmal edilmemelidir.

Göz tansiyonu sinsi seyreden bir durum olduğundan, genellikle belirti vermez. Görme alanı kaybı başladığında hastalık ilerlemiş olabilir. Bu nedenle risk grubundaki kişilerin yılda en az bir kez göz içi basınç ölçümü yaptırması önerilir.

Göz tansiyonunun düşürülmesi için genellikle damla tedavisi uygulanır. Dirençli vakalarda lazer tedavisi veya cerrahi yöntemler tercih edilebilir. Tedavi süreci kişiye özel planlanır ve düzenli takip ile görme kaybı riski en aza indirilir.

Göz tansiyonu, tıbbi adıyla göz içi basıncı, gözün içindeki sıvının (aköz hümör) göz duvarına uyguladığı basıncı ifade eder. Bu sıvı sürekli üretilir ve aynı zamanda dışarıya doğru drene edilir. Üretim ve boşaltım arasındaki denge bozulduğunda basınç artabilir ya da düşebilir.

Hasta açısından bakıldığında göz tansiyonu genellikle hissedilen bir durum değildir. Çoğu kişi, rutin bir göz muayenesi sırasında ölçüm yapılana kadar göz tansiyonunun varlığından bile haberdar olmaz. Bu nedenle düzenli kontroller önemlidir.

Sağlıklı bireylerde göz tansiyonu genellikle 10–21 mmHg (milimetre cıva) aralığında kabul edilir. Bu değerler, genel bir referans aralığıdır ve “normal” olarak tanımlanır. Ancak bu aralık herkes için aynı anlama gelmeyebilir.

Bazı kişilerde 22–23 mmHg gibi değerler saptansa bile göz sinirinde herhangi bir hasar olmayabilir. Öte yandan, daha düşük basınçlarda bile göz siniri etkilenebilen hastalar vardır. Bu nedenle tek bir sayı üzerinden kesin bir yargıya varmak doğru olmaz.

Göz tansiyonu değerlendirilirken yalnızca ölçüm sonucu değil, kişisel risk faktörleri de dikkate alınır. Bunlar arasında yaş, aile öyküsü, kornea kalınlığı ve eşlik eden göz hastalıkları yer alır.

Örneğin korneası normalden daha kalın olan bir kişide ölçülen basınç gerçekte olduğundan yüksek görünebilir. Tam tersi durumda ise basınç düşük ölçülebilir. Hasta açısından bu durum kafa karıştırıcı olabilir, ancak uzman hekim değerlendirmesiyle anlam kazanır.

Göz tansiyonu gün boyunca sabit kalmaz. Sabah saatlerinde daha yüksek, akşam saatlerinde daha düşük ölçülebilir. Bu dalgalanma bazı kişilerde belirgin olabilir.

Bu nedenle tek bir ölçüm her zaman yeterli bilgi sağlamaz. Şüpheli durumlarda günün farklı saatlerinde yapılan ölçümler veya takip muayeneleri önerilebilir. Hasta için bu süreç bazen yorucu görünse de doğru değerlendirme açısından önem taşır.

Toplumda sık yapılan yanlışlardan biri, yüksek göz tansiyonu saptandığında mutlaka glokom olduğu düşüncesidir. Oysa yüksek göz tansiyonu ile glokom aynı şey değildir.

Bazı kişilerde göz tansiyonu yüksek olmasına rağmen görme sinirinde hasar gelişmez. Bu durum “oküler hipertansiyon” olarak adlandırılır. Ancak bu kişilerde ileride risk olabileceği için düzenli takip gerekebilir. Klinik karar, her hastada bireysel olarak verilir.

Göz tansiyonunun normalin altında olması daha nadir görülür. Düşük basınç bazen cerrahi sonrası, travma ya da bazı göz hastalıklarıyla ilişkili olabilir. Hastalar genellikle bu durumu da fark etmez.

Düşük göz tansiyonu her zaman sorun yaratmaz, ancak ani görme değişikliği, bulanıklık veya ağrı gibi belirtiler eşlik ediyorsa mutlaka uzman değerlendirmesi gerekir.

En zorlayıcı noktalardan biri, göz tansiyonunun çoğu zaman belirti vermeden ilerlemesidir. Özellikle kronik glokomda ağrı, kızarıklık ya da görme bulanıklığı erken dönemde görülmeyebilir.

Bazı hastalar, görme alanında daralma fark ettiklerinde başvurur. Ancak bu genellikle geç bir bulgudur. Bu nedenle “Hiçbir şikâyetim yok” düşüncesiyle muayeneyi ertelemek riskli olabilir.

Her birey için göz tansiyonu takibi önemli olsa da bazı gruplarda risk daha yüksektir. Ailesinde glokom öyküsü olanlar, ileri yaş grubu, diyabet veya uzun süreli kortizon kullanımı olan kişiler bu açıdan daha yakından izlenir.

Hasta perspektifinden bakıldığında, risk grubunda olmak mutlaka hastalık gelişeceği anlamına gelmez. Ancak düzenli göz muayeneleri, olası sorunların erken fark edilmesine yardımcı olur.

Göz tansiyonu ölçümü genellikle ağrısız ve kısa süren bir işlemdir. Damla ile uyuşturma sonrası veya hava üflemeli cihazlarla ölçüm yapılabilir. Kullanılan yönteme göre sonuçlar küçük farklılıklar gösterebilir.

Ölçüm sırasında gözün sıkılması, nefes tutulması ya da stres gibi faktörler sonucu etkileyebilir. Bu nedenle hastanın rahat olması önemlidir.

İLK ADIMI BİRLİKTE PLANLAYALIM

Sorularınız varsa,
konuşmaya başlayalım.

Muayene ve randevu planlaması için size uygun kanaldan bize ulaşın.

VİDEOLARLA GÖZ SAĞLIĞI

Hekiminizden dinleyin.

Göz sağlığı, muayene süreçleri ve sık sorulan konular hakkında videolar.

Tüm videolar
Lazer göz

Göz lazer yöntemleri nasıl değerlendirilir?

Doç. Dr. Berkay Akmaz
Göz yüzeyi

Göz kuruluğu hakkında doğru bilinen yanlışlar

Doç. Dr. Berkay Akmaz
Görme kusurları

Miyopi ve uzağı görememe nasıl değerlendirilir?

Doç. Dr. Berkay Akmaz
Göz sağlığı

Göz tembelliği neden değerlendirilmelidir?

Doç. Dr. Berkay Akmaz
Retina

Gözde uçuşan cisimler ne zaman incelenir?

Doç. Dr. Berkay Akmaz
Lens seçenekleri

Göz içi mercek uygunluğu nasıl belirlenir?

Doç. Dr. Berkay Akmaz
Göz kapağı

Göz kapağı çevresindeki şikayetler nasıl ele alınır?

Doç. Dr. Berkay Akmaz